Akşama doğru polis karakoluna hırsızlık suçu ile bir kız çocuğu getirildi. Üstü başı pek bir dağınık, saçları kısacık, esmer, 8-10 yaşlarında, zayıf bir kızdı. Ayağında eski bir spor ayakkabı, bu ayakkabının ön tarafı patladığı içi sağ ayağının baş parmağı yarıya kadar dışardaydı...Yüzünde solgun bir ifade vardı. Belliki pek iyi beslenemiyordu. Polisler onu, " hırsızlık " suşundan getirmişti. Çaldığı şey ise meyveli yoğurt idi. Komser küçümser gözlerle, sert bir şekilde kıza bakıyordu. Küçük kız bu sert bakışların altında ezildikçe eziliyor, boynu büküldükçe bükülüyordu. Küçük gözlerini sımsıkı kısmış, komserin sert bir üslüpla verdiği nasihatleri dinliyordu. Yapılacak bir şey yoktu. Kızın yaşı küçüktü; büyük ihtimalle ikaz edip dışarı salacaklardı. Onun gibi nice çocuklar geliyordu. Hiçbiri o kızın neden o yoğurtlardan çalmak istediğini merak etmemişti. Neden etsinlerki; hırsızdı sonuçta. Tam o sırada polisler içeriye iki genç kız getirdiler. Bunların yaşları 15-16 civarı idi. Bunların suçuda büyük bir mağazadan ufak sayılabilecek parfümlerden çalmaktı. Göründükleri kadarıyla hırsızlık yapacak tiplere benzemiyorlardı. Üstleri başları temiz, bakımlı; giydikleri kıyafetler ise markaydı. Kızların yüzünde hiç bir pişmanlık belirtisi yoktu, aksine küçümser gözlerle sağlarına sollarına bakıyorlardı. Belliki üst düzey bir ailelerin kızlarıydı. Peki neden bir parfüm çalmak istemişlerdi. Hallerinden gözüktüğü kadarıyla varlıklılardı, isterlerse dahada güzellerini alacak paraları vardı. Kızlardan biri, kendinden emin tavırlarla, babasıyla konuşmak istediğini söyledi. Komser müsade etti. Komserin anladığı kadarıyla kızın babası, bölgenin tanınmış isimlerindendi. Komser bir şey demeden bekliyordu, tam diyecek gibi oluyor, sonrada vageçiyordu. Hem sert görünmeye çalışıyor, hemde kızların bakışlarından gözlerini kaçırıyordu. Ama kızlara bir şey demeye cesaret edemiyordu. Küçük kız bu kızlara imrenerek bakıyordu. Onun hiç sağlamayakkabısı olmamıştı. Hep eskileri giymişti. Bazılarının eskisi onun yenisiydi, bazılarının geçmişi onun geleceğiydi...Küçük kız büyük ablalarına:" Ama siz büymüşsünüz neden çalıyorsunuzki " dedi. Kimse anlamamıştı neden böyle söylediğini. O sırada içeri takım elbiseli, bıyıklı, sağında solunda kendi gibi güzel giyimli adamlar girdi.
Komserin tahmini çıkmıştı. Bunlar tanınan ve nüfuslu kimselerdi. Kızlar heyecanla" baba nerde kaldın" deyip sarıldılar. Adam "üzülmeyin kızm burdayım kimse size bir şey yapamaz " dedi. Adam komsere yaklaşıp kendini tanıttı, komser çekinmişti ama belli etmemeye çalışıyordu. Adam " kızlarımda kleptomani var, yani ruhsal bir problem. Benim kızlarım hırsız değil. " dedi. Komserde duruma üzülmüştü tabi. Sonuçta böyle insanlara toplumun kol kanat germesi gerekiyordu. Komser şefkat dolu gözlerle kızlara baktı. Bu sefer cesurca bakabiliyordu. Kızların babası olaya bir kılıf uydurmuştu. Kızlar ise zaten böyle olacağından emindi. Bunu eğlence olsun diye yapmışlardı ama yakalanmışlardı. Babalarının kurtaracağınıda biliyorlardı;. adam kızlarını alıp gitti. Küçük kız bu olup bitenleri anlamıyordu. Zaten büyüklerin dünyasını hiç anlamamıştı. Kendisi yırtık kıyafetler giyiyordu ama deminki kızların kotlarındada yırtıklar vardı. Herhalde onlarada eskileri verenler var, diye düşündü Komser küçük kızı ikaz edip, iyice korkutup gönderdi. O gün kimse neden diye sormamıştı.
Küçük kız televizyonda görmüştü: yeni çıkan yoğurdu yiyen minikler hemen büyüyordu. İşte bu yüzden çalmaya çalışmıştı. Onları içip büyüyecekti; büyüyüp, güçlenip hasta olan kardeşini kendisi kucaklayacaktı. Kardeşi hastaydı ve haftada üç kere diyalize girmesi gerekiyordu. Birisinin onu kucaklayıp hastaneye götürmesi gerekiyordu. Annesi yaşlanmıştı, zorlanıyordu artık; yaşlı annesinin ne yüreği nede kolları, bu ağır yükü taşıyamıyordu artık. Minicik aklı kendince bir çözüm yolu bulmuştu ama hangi miniğin bulduğu çözüm, biz büyüklerin dünyasında gerçekleşmiştiki bununki gerçekleşsin...
|
• 2006-04-06 21:23:33 - cok begendım